Mersin Gezilecek Yerler
🗺️ Mersin Gezilecek Yerler: Tarihin, Doğanın ve Efsanelerin Buluştuğu Rota
Mersin, 321 kilometrelik sahil şeridiyle Türkiye’nin en uzun kıyılarına sahip olmasının ötesinde, insanlık tarihinin en eski yerleşim yerlerinden biri olan Kilikya bölgesinin kalbidir. Tarih boyunca Hititler, Asurlular, Persler, Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular ve Osmanlılar bu bereketli topraklarda iz bırakmıştır. Mersin’de gezilecek yerler listesi hazırlarken sıradan bir tatil rotasından fazlasını hayal etmelisiniz. Bir yanda denizin ortasında süzülen Kızkalesi’nin efsanesi, diğer yanda Tarsus’un sokaklarında yankılanan peygamber hikayeleri; bir yanda Torosların derinliklerinde saklı Cennet Cehennem obrukları, diğer yanda Anamur’un rüzgarlı burnunda tarihe meydan okuyan antik kentler… Mersin, her kilometresinde sizi şaşırtacak, keşfetme tutkunuzu ateşleyecek bir açık hava müzesidir. İşte bu büyüleyici şehirde görmeden dönmemeniz gereken en önemli duraklar.
🏰 Tarihin Nöbetçileri: Mersin Kaleleri
Mersin, stratejik konumu ve limanları nedeniyle tarih boyunca hep korunması gereken bir bölge olmuştur. Bu nedenle sahil şeridi ve dağ geçitleri, mimari harikası kalelerle doludur. “Kaleler Şehri” unvanını sonuna kadar hak eden bu yapılar, günümüzde muhteşem manzaralar sunmaktadır.
Kızkalesi (Deniz Kalesi)
Mersin denince akla gelen ilk karedir. Erdemli ilçesinde, kıyıdan yaklaşık 600 metre açıkta küçük bir adacık üzerine inşa edilmiştir. 12. yüzyılda I. Leon tarafından yaptırıldığı tahmin edilmektedir. Efsaneye göre bir kral, kızını yılan sokmasından korumak için onu bu kaleye kapatır ancak üzüm sepetine gizlenen bir yılan prensesi zehirler. Hem yüzerek hem de deniz bisikletleriyle ulaşılabilen kale, UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ndedir. Özellikle gün batımında ve gece ışıklandırmasında büyüleyici bir silüete sahiptir.
Mamure Kalesi
Anamur ilçesinde, Akdeniz’in dalgalarının duvarlarını dövdüğü muazzam bir yapıdır. 23.500 metrekarelik alana yayılan kale, Roma temelleri üzerine Karamanoğulları tarafından genişletilmiştir. Tam 39 kulesi, hendekleri ve içindeki tarihi camisiyle Türkiye’nin en iyi korunmuş orta çağ kalelerinden biridir. Surların üzerinde yürürken kendinizi bir tarih filminin başrolünde hissedebilirsiniz.
Gülek Kalesi
Tarsus’un kuzeyinde, Toros Dağları’nın geçit verdiği stratejik Gülek Boğazı’na hakim bir tepededir. Tarihte Kilikya Kapıları’nı kontrol eden bu kale, son yıllarda sosyal medyanın fenomeni haline gelmiştir. Kalenin ucundaki bir kaya çıkıntısı, fotoğraf açısıyla sanki binlerce metre yükseklikteki bir uçurumun kenarında oturuyormuşsunuz hissi verir. Manzarası ve adrenalin dolu atmosferiyle görülmeye değerdir.
Silifke Kalesi
Silifke şehrine tepeden bakan, 185 metre yükseklikteki bir tepeye kurulmuştur. Roma döneminde yapıldığı düşünülen kale, Bizans ve Osmanlı dönemlerinde onarılmıştır. İçerisinde sarnıçlar, depolar ve yapı kalıntıları bulunur. Kaleye çıktığınızda Göksu Nehri’nin kıvrılarak denize dökülüşünü ve Silifke ovasını panoramik olarak izleyebilirsiniz.
🏛️ Antik Kentler ve Arkeolojik Alanlar
Kilikya bölgesinin zenginliği, Mersin’in her köşesinde karşınıza çıkan sütunlarda, tiyatrolarda ve tapınaklarda saklıdır. Bu antik kentler, dönemin ihtişamını ve sanat anlayışını günümüze taşır.
Kanlıdivane (Kanytelis)
Erdemli ilçesinde yer alan Kanlıdivane, doğanın ve tarihin iç içe geçtiği nadir yerlerdendir. Antik kent, büyük bir obruğun (çöküntü) etrafına kurulmuştur. Roma ve Bizans dönemine ait bazilikalar, sarnıçlar ve anıt mezarlar obruğun çevresini süsler. Obruğun duvarlarındaki savaşçı kabartmaları dikkat çekicidir. Akustiği mükemmel olan bu alan, yaz aylarında konserlere ev sahipliği yapar. Efsaneye göre suçluların bu obruğa atılarak vahşi hayvanlara yem edildiği söylenir, adı da buradan gelir.
Uzuncaburç (Diocaesarea)
Silifke’nin kuzeyinde, deniz seviyesinden 1200 metre yüksekte bulunduğu için “Mersin’in Efes’i” kadar iyi korunmuş bir antik kenttir. Şehre girerken sizi karşılayan anıtsal kapı, Sütunlu Cadde ve Zeus Olbios Tapınağı’nın devasa sütunları büyüleyicidir. Ayrıca 5 katlı Helenistik kule (Uzuncaburç’a adını veren yapı) ve antik tiyatro da mutlaka görülmelidir.
Anemurium Antik Kenti
Anamur burnunun yamacında, rüzgarlara karşı duran hüzünlü ve etkileyici bir kenttir. M.Ö. 4. yüzyılda kurulan kentte, tiyatro, odeon, hamamlar ve mozaikli tabanlar hala seçilebilmektedir. En dikkat çekici kısmı ise yamaca yayılmış yüzlerce tonozlu mezardan oluşan nekropol (mezarlık) alanıdır. Denizin hemen kıyısında tarihle baş başa kalmak isteyenler için eşsizdir.
Adamkayalar
Şeytan Deresi kanyonunun sarp yamaçlarına, ulaşılması zor noktalara oyulmuş insan ve asker kabartmalarıdır. M.S. 2. yüzyıla tarihlenen bu 11 erkek, 4 kadın, 2 çocuk ve dağ keçisi figürü, bölgedeki yönetici veya komutanları temsil eder. Dünyada bu büyüklükte ve konumda örneği az olan bir açık hava galerisidir.
🌿 Doğanın Mucizeleri: Mağaralar ve Şelaleler
Mersin’in karstik yapısı, yer altı sularının milyonlarca yıl süren sanatını sergiler. Obruklar, mağaralar ve gürül gürül akan şelaleler, özellikle yaz sıcaklarında doğal bir kaçış noktasıdır.
Cennet ve Cehennem Obrukları
Narlıkuyu yakınlarında bulunan bu iki devasa çukur, yer altı nehirlerinin tavanı çökertmesiyle oluşmuştur. “Cennet” obruğuna 452 basamakla inilir ve dibinde yemyeşil ağaçların arasında Meryem Ana Kilisesi bulunur. “Cehennem” obruğu ise 128 metre derinliğinde, inilmesi mümkün olmayan ürkütücü bir çukurdur; cam terastan izlenebilir. Mitolojiye göre Zeus’un canavar Typhon’u hapsettiği yerdir.
Tarsus Şelalesi
Berdan (Kydnos) Çayı üzerinde, şehrin hemen kıyısında yer alan bu şelale, suların 5 metre yükseklikten dökülmesiyle oluşur. Özellikle bahar aylarında karların erimesiyle debisi artar ve muhteşem bir görsel şölen sunar. Çevresindeki restoranlar ve piknik alanları, Tarsusluların en sevdiği dinlenme mekanıdır. Ayrıca şelalenin bulunduğu bölge Roma döneminde nekropol alanı olarak kullanılmıştır.
Yerköprü Şelalesi
Mut ilçesinde, Göksu Nehri üzerinde bulunan tabiat anıtıdır. 30 metre yükseklikten dökülen suyun turkuaz rengi ve arkasındaki mağara oluşumu büyüleyicidir. Şelaleye ulaşmak için yapılan ahşap yürüyüş yolları ve asma köprüler, doğanın kalbine yapılan bir yolculuk gibidir. Türkiye’nin en fotojenik şelalelerinden biri kabul edilir.
Aynalıgöl (Gilindire) Mağarası
Aydıncık ilçesinde, bir çoban tarafından tesadüfen bulunan bu mağara, yerin metrelerce altında saklı bir hazinedir. Mağaranın sonunda bulunan büyük göl, sarkıt ve dikitleri ayna gibi yansıttığı için “Aynalıgöl” adını almıştır. Buzul çağından kalma oluşumlarıyla bilim dünyası için de büyük önem taşıyan mağara, nemli ve sıcak havasıyla farklı bir atmosfer sunar.
🕍 İnanç Merkezleri ve Kültürel Miras
Mersin, semavi dinler için kutsal sayılan mekanlara ev sahipliği yapar. Tarsus, bu anlamda bir hac merkezi niteliğindedir.
Eshab-ı Kehf (Yedi Uyurlar)
Tarsus’taki Dedeler köyünde bulunan bu mağara, Kuran-ı Kerim’de Kehf suresinde anlatılan, inançları uğruna sığındıkları mağarada 309 yıl uyuyan yedi gencin (Yemliha, Mekselina, Mislina, Mernuş, Debernuş, Şazenuş, Kefeştatayyuş) ve köpekleri Kıtmir’in mekanı olarak kabul edilir. Mağaranın üzerindeki cami, Osmanlı döneminde eklenmiştir.
St. Paul Kuyusu ve Kilisesi
Hristiyanlığın en önemli apostollarından Aziz Paul’un Tarsus’ta doğduğu evin avlusunda bulunan kuyudur. Vatikan tarafından hac yeri ilan edilen bu kuyunun suyunun yaz-kış eksilmediği ve şifalı olduğuna inanılır. Yakınındaki St. Paul Anıt Müzesi (Kilisesi) ise tavan freskleri ile dikkat çeker.
Nusrat Mayın Gemisi
Çanakkale Savaşı’nın kaderini değiştiren o efsanevi gemi, Tarsus’ta bir parkta sergilenmektedir. Uzun yıllar kargo gemisi olarak kullanıldıktan sonra jilet olmaktan kurtarılan Nusrat, restore edilerek halkın ziyaretine açılmıştır. İçini gezmek, tarihe dokunmak demektir.
Mersin Arkeoloji Müzesi
Mersin tarihinin kronolojik özeti buradadır. Modern müzecilik anlayışıyla tasarlanan müzede, Yumuktepe höyüğünden (M.Ö. 7000) çıkan eserler, Roma heykelleri, sikkeler ve etnografik eserler sergilenir. Zaman tüneli şeklinde tasarlanan koridorlarında yürümek, tarihin derinliklerine inmek gibidir.